
KÖŞE YAZISI ¦ ADALETİN KORİDORLARINDAKİ ÇIĞLIK / 15 Mayıs 2026
Bir ülke bazen savaşla çökmez,
Ekonomik krizle de yıkılmaz,
Asıl çöküş adaletin sessizleştiği, vicdanın yorulduğu, insanın ruhen tükendiği zaman başlar.
Bugün Türkiye’de yaşanan birçok olay, aslında tek tek insanların hikâyesi değildir. Hepsi, büyük bir toplumsal kırılmanın parçalarıdır.
Çanakkale’de görev yapan genç bir kadın hâkimle ilgili ortaya çıkan tablo da tam olarak budur.
Bir ağır ceza mahkemesi Başkanı
Henüz 33 yaşında,
Şiddet iddiası…
Kırılan bir elmacık kemiği… Adliye lojmanlarında konuşulan ilişkiler,
Yeşil reçeteli ilaç tartışmaları,
Ve sonunda sinir krizi geçirip adliyeyi basan bir yargı mensubu,
Ortaya saçılan görüntüye bakınca insanın içi acıyor.
Çünkü mesele artık bir kişinin özel hayatı değil. Mesele, devletin en kritik kurumlarında bile insanların psikolojik olarak ayakta kalmakta zorlanmasıdır.
Fakat burada çok daha tehlikeli başka bir durum var.
Bu ülkede insanlar hâlâ psikolojik tedavi görmeyi bir utanç gibi saklıyor.
Anksiyete,
Panik bozukluk,
Travma sonrası stres, Depresyon,
Modern çağın en büyük ruhsal salgınları hâline gelmiş durumda.
Ama toplum, psikolojik destek alan insanı anlamak yerine onu yaftalamayı tercih ediyor.
Yeşil reçeteli bir ilaç haberi duyulduğu anda, sanki ortada organize suç varmış gibi bir algı oluşturuluyor.
Oysa gerçek şu, Bu ülkede milyonlarca insan sessizce tükeniyor.
Kimi ekonomik baskının altında,
Kimi yalnızlık içinde,
Kimi makam hırsının ortasında
Kimi de her gün gördüğü adaletsizliklerin yüküyle,
İnsan ruhu da bir yere kadar dayanıyor.
Ama asıl ibretlik olan şu ki;
Bir zamanlar toplumun önünde örnek olması gereken kurumlar bile artık yorgun, dağınık ve kırılgan bir görüntü veriyor.
Sokakta öfke,
Siyasette nefret,
Medyada linç kültürü,
Sosyal medyada ahlaksızlık, Ve devlet kurumlarında derin bir tükenmişlik,
Toplumun her katmanında çürüme büyüyor.
Çünkü uzun süre adaletsizlik gören toplumlarda insanlar önce güvenini kaybeder. Sonra huzurunu,
En sonunda da ruhunu,
Bugün herkes birbirine bağırıyor ama kimse kimsenin acısını gerçekten duymuyor.
Bir hâkimin yaşadığı psikolojik çöküş bile artık birkaç saatlik magazin konusu hâline getiriliyor.
İşte en korkutucu olan da bu.
Çünkü bir toplum, acıya alıştığı gün çürümeye başlar.
Ve bir devletin gerçek çöküşü, mahkeme salonlarında değil, İnsanların vicdanında başlar.
Bugün Türkiye’nin yaşadığı tam olarak budur.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 15 Mayıs 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)