Geçilecek Köprüler, Yakılacak Köprüler

Geçilecek Köprüler, Yakılacak Köprüler

KÖŞE YAZISI ¦ Geçilecek Köprüler, Yakılacak Köprüler / 15 Mayıs 2026

“Hayattaki en zor şey, geçeceğin köprülerle, yakacağın köprüleri ayırt etmektir.”

İnsan hayat boyunca birçok insan tanır.
Kimi bir yara bırakır,
kimi bir iz,
kimi ise sessizce insanın ömründen yıllar götürür.

Bazı insanlar vardır,
yanındayken yorulursun ama gidince eksikliğini hissedersin.
Bazıları ise yanında kaldıkça insanın içindeki huzuru tüketir.
İşte bu yüzden hayatın en zor tarafı;
kime sabredeceğini,
hangi yolda yürüyeceğini,
ve hangi anda arkanı dönüp gitmen gerektiğini anlayabilmektir.

Çünkü her kalış sadakat değildir.
Her gidiş de ihanet sayılmaz.

İnsan bazen alışkanlıklarını sevgi zanneder.
Bazen kırılmamak için susar,
ama sustukça kendi içinde parçalanır.
Bazen de sırf emek verdi diye, artık ruhunu yoran insanların yanında kalmaya devam eder.

Oysa bazı yolların sonu yoktur.
İnsan yürüdükçe yorulur,
yoruldukça da kendinden uzaklaşır.

Hayatın en ağır yüklerinden biri de budur aslında,
Kalmakla gitmek arasında sıkışıp kalmak…

Bir tarafta hatıralar vardır.
Birlikte kurulan hayaller,
verilen sözler,
unutulamayan anılar…

Diğer tarafta ise kırgınlık…
Sessizleşen bir kalp…
Ve her geçen gün biraz daha tükenen bir insan…

İnsan çoğu zaman gerçeği hemen göremez.
Çünkü kalp,
inanmak istediği şey uğruna gerçeğe uzun süre direnebilir.

Ama zaman…
İnsanın gözünden kaçanı vicdanın önüne koyar.

Bir insanın karakteri,
öfkelendiğinde ortaya çıkar.
Merhameti de,
sadakati de,
ve gerçek yüzü de…

İşte tam o noktada insanın önüne zor bir soru çıkar:
Sabredip kalmak mı,
yoksa kendini koruyup gitmek mi?

Çünkü bazen kalmak cesarettir…
Bazen de gitmek insanın kendine duyduğu saygıdır.

Her vazgeçiş korkaklık değildir.
İnsan bazen kendini tüketen yerden uzaklaşmayı öğrenmek zorunda kalır.

Ama asıl mesele;
öfkeyle karar vermemektir.

Çünkü insan kızgınken kırdığı bazı şeylerin değerini,
ancak yalnız kaldığında anlar.

Bir anlık öfkeyle yakılan köprülerin küllerine bakıp,
“Keşke…” diyen çok insan vardır bu hayatta.

Çünkü bazı köprüler sadece bir insana değil,
bir hatıraya,
bir dostluğa,
bir geçmişe çıkar.

Ve insan bazen bir insanı değil,
o insandaki eski kendisini özler.

Bu yüzden hayat sadece seçim yapmak değildir.

Hayat;
neyi koruyacağını,
neyden vazgeçeceğini,
kiminle devam edeceğini,
kimi ise ardında bırakacağını anlayabilme meselesidir.

Olgunluk da biraz budur zaten…

Her tartışmada bağırmamak,
her ihanette kirlenmemek,
her kırgınlıkta kendini kaybetmemek…

Çünkü insan bazen bir yolu değil,
o yolda kendini kaybedişini unutamaz.

Ve günün sonunda herkes,
ya geçtiği köprülerin,
ya da öfkeyle yaktığı yolların hesabıyla baş başa kalır.

Mesele sadece yürümek değildir.
Mesele;
yürürken vicdanını kaybetmemektir.

–¦—¦—¦–

Musa Özdemir / 15 Mayıs 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL