
KÖŞE YAZISI ¦ Sandıktan Çıkan Sonuç Değil, Tokat Sanayisinin Acı Gerçeği… / 10 Haziran 2026
Tokat Organize Sanayi Bölgesi seçimleri geride kaldı. Sandık kuruldu, oylar kullanıldı, kazananlar belli oldu.
Ancak seçimlerin ardından yapılan bir basın toplantısı vardı ki, konuşulanlar yalnızca bir seçim sonucunun değerlendirilmesinden ibaret değildi.
İş insanı Ahmet Sami Ülkü’nün yaptığı açıklama, aslında yıllardır konuşulan fakat bir türlü çözüm üretilmeyen Tokat sanayisinin kronikleşmiş sorunlarının yüksek sesle dile getirilmesiydi.
Ülkü’nün konuşmasının merkezinde bir koltuk kavgası değil, bir vizyon tartışması vardı.
Çünkü konuşmasının hemen her bölümünde aynı cümleyi tekrar etti.
“Biz makam istemedik, değişim istedik.
Koltuk istemedik, kalkınma istedik.”
Aslında bu cümle, Tokat’ın son yıllardaki en önemli tartışmalarından birinin de özetidir.
Tokat’ın En Büyük Sorunu, Vizyonsuzluk
Bir şehrin kalkınması tesadüflere bırakılamaz.
Bir şehrin ekonomisi günü kurtaran kararlarla büyüyemez.
Bir Organize Sanayi Bölgesi sadece arsa dağıtan, kira gelirlerinin konuşulduğu bir yapı olamaz.
OSB’ler şehirlerin üretim merkezleridir.
İhracatın başladığı yerlerdir.
İstihdamın doğduğu alanlardır.
Geleceğin planlandığı ekonomik üslerdir.
Ancak Ahmet Sami Ülkü’nün ortaya koyduğu tabloya bakıldığında Tokat’ta yıllardır sanayinin büyümesi yerine mevcut düzenin korunmasının tercih edildiği yönünde ciddi eleştiriler bulunuyor.
Yıllar önce dile getirilen Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi projeleri,
Yeni yatırım alanları,
Toptancılar sitesi,
Sanayi koridorları,
Yenilenebilir enerji yatırımları,
Altyapı modernizasyonları,
Bugün hâlâ konuşuluyorsa, burada herkesin dönüp kendine bir soru sorması gerekiyor.
Neden?
Üretenle Üretmeyen Aynı Kefeye Konulursa
Ülkü’nün açıklamasındaki en dikkat çekici bölüm ise seçim sistemine yönelik eleştirilerdi.
OSB içerisinde her gün üretim yapan, yüzlerce insan çalıştıran, vergi veren, ihracat yapan işletmelerle; yıllardır üretim yapmayan, fabrikasını depoya çevirmiş ya da kiraya vermiş kişilerin aynı oy hakkına sahip olması konusunu sert şekilde eleştirdi.
Burada mesele demokrasi değil.
Burada mesele temsil adaletidir.
Çünkü Organize Sanayi Bölgesi’nin sorunlarını gerçekten yaşayan insanlar ile o bölgeye yalnızca kira geliri açısından bakan insanların öncelikleri aynı değildir.
Elektrik kesintisini yaşayan üreticidir.
Bozuk yolların zararını gören üreticidir.
Güvenlik eksikliğinin riskini taşıyan üreticidir.
Yüksek enerji maliyetlerinin altında ezilen üreticidir.
Dolayısıyla üretimin içindeki insanlarla üretimin dışındaki insanların aynı geleceği belirlemesi tartışılması gereken önemli bir konudur.

Sorun Sadece Seçim Değil
Basın toplantısında dile getirilen sorunlar aslında seçimden çok daha büyüktü.
Karanlık yollar…
Yetersiz aydınlatmalar…
Kontrolsüz giriş çıkışlar…
Yetersiz güvenlik önlemleri…
Bakımı yapılmayan alanlar…
Yıllardır yenilenmeyen altyapı,
Sık sık yaşanan elektrik kesintileri,
Türkiye’nin birçok Organize Sanayi Bölgesi enerji altyapısını yer altına alırken Tokat’ın hâlâ eski sistemlerle yoluna devam etmesi,
Bunlar bir sanayi şehrine yakışan görüntüler değildir.
Bugün Gaziantep’e gidin.
Konya’ya gidin.
Kayseri’ye gidin.
Çorum’a gidin.
Merzifon’a gidin.
Erbaa’ya gidin.
Sanayiyi büyütmek için yarışan şehirler görürsünüz.
Biz ise hâlâ çözülmesi gereken temel altyapı sorunlarını konuşuyoruz.
İşte asıl mesele budur.
Tokat Kaybedecek Zamanını Çoktan Kaybetti
Belki de Ahmet Sami Ülkü’nün açıklamasında en çok dikkat edilmesi gereken nokta budur.
Çünkü bugün Tokat’ın sorunu bir seçimi kimin kazandığı değildir.
Tokat’ın sorunu zaman kaybetmesidir.
Türkiye’nin birçok şehri yeni organize sanayi bölgeleri kurarken,
Yeni yatırımcılar çekerken,
GES projeleriyle enerji maliyetlerini düşürürken,
İhracat rakamlarını artırırken,
Tokat hâlâ aynı sorunları konuşuyorsa ortada ciddi bir yönetim ve vizyon eksikliği vardır.
Bir şehir için en büyük tehlike kötü yönetim değildir.
En büyük tehlike, sorunları kanıksamak ve onları normal görmeye başlamaktır.
Çünkü insanlar sorunları normal görmeye başladığında gelişim durur.
Değişim durur.
Rekabet gücü durur.
Ve şehir yerinde saymaya başlar.
Mesele Ahmet Sami Ülkü Değil, Tokat Meselesidir
Bu nedenle bu açıklamayı yalnızca seçim sonrası yapılmış sert bir çıkış olarak değerlendirmek eksik olur.
Burada konuşulan mesele bir kişinin seçimi kazanıp kazanmaması değildir.
Mesele Tokat’ın geleceğidir.
Mesele üreticinin sesinin ne kadar duyulduğudur.
Mesele yatırımcının önünün açılıp açılmadığıdır.
Mesele gençlerin bu şehirde iş bulup bulamayacağıdır.
Mesele yeni fabrikaların kurulup kurulamayacağıdır.
Mesele Tokat’ın ekonomik geleceğidir.
Seçimler gelir geçer.
Makamlar gelir geçer.
İsimler değişir.
Ancak şehirlerin kaderini belirleyen şey; ortaya konulan vizyon, cesaret ve üretme iradesidir.
Bugün Tokat’ın önündeki asıl soru şudur.
Mevcut düzenin devamıyla yetinecek miyiz, yoksa Tokat’ı üretimin, yatırımın ve sanayinin güçlü merkezlerinden biri haline getirecek cesur adımları mı atacağız?
Bu sorunun cevabı yalnızca bir seçim sonucunda değil, önümüzdeki yıllarda Tokat’ın nasıl bir şehir olacağında saklıdır.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 10 Haziran 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)