Kudüs Hayali mi, Türkiye Gerçeği mi?

Kudüs Hayali mi, Türkiye Gerçeği mi?

KÖŞE YAZISI ¦ Kudüs Hayali mi, Türkiye Gerçeği mi? / 14 Haziran 2026

Bir devletin büyüklüğü haritalar üzerinde çizilen sınırlarla değil, vatandaşının hayat kalitesiyle ölçülür.

Bir ülkenin gücü, başka coğrafyalar üzerine kurduğu hayallerden önce kendi insanına sunduğu umutla değerlendirilir.

Bugün Türkiye’de siyasetin önemli bir kısmı büyük hedefler, büyük projeler ve büyük idealler üzerinden yürütülüyor.

Kimi zaman Osmanlı’nın mirasına vurgu yapılıyor, kimi zaman bölgesel liderlikten söz ediliyor, kimi zaman da Kudüs’ten, Şam’dan, Musul’dan bahsediliyor.
Elbette milletlerin idealleri olur.
Elbette devletlerin vizyonu olur.

Ancak her vizyonun ayaklarının bastığı bir gerçeklik zemini de olmak zorundadır.

Çünkü devlet yönetimi hayal kurma sanatı değil, gerçekleri yönetme sorumluluğudur.

Bugün Türkiye’nin önünde duran meseleler ortadadır.
Geçim sıkıntısı yaşayan milyonlarca insan,
Geleceğe dair umudunu kaybeden gençler,
Her fırsatta yurt dışına gitmenin yollarını arayan üniversite mezunları,
Eğitim sistemine yönelik bitmeyen tartışmalar,
Toplumsal kutuplaşmanın her geçen gün daha da derinleşmesi,
Aile yapısında yaşanan çözülmeler,
Uyuşturucu tehdidi, suç örgütleri ve çeteleşme tehlikesi,

Bunların tamamı Türkiye’nin önündeki gerçek gündem maddeleridir.

Bugün bir anne çocuğunun geleceğini düşünerek uyuyamıyorsa,
Bir baba evine ekmek götürmenin hesabını yapıyorsa,
Bir genç mezun olduğu gün bavul hazırlamayı düşünüyorsa,
Orada konuşulması gereken ilk konu uzak coğrafyalar değil, bu ülkenin kendi gerçekleridir.

Çünkü güçlü devlet olmanın ilk şartı, vatandaşına güven vermektir.

Sokaklarını güvenli hale getiremeyen bir ülke, dünyaya güvenlik ihraç edemez.

Gençlerine umut veremeyen bir ülke, geleceğin liderliğine talip olamaz.

Ekonomisini sağlam temeller üzerine oturtamayan bir ülke, büyük güç olma iddiasını sürdüremez.

Tarih bunun sayısız örneğiyle doludur.

Devletler çoğu zaman dışarıdaki hedeflerini büyütürken içerideki sorunları küçümsemişlerdir.

Sonuç ise her zaman aynı olmuştur.

İçeriden zayıflayan yapılar, dışarıdaki hayallerini de kaybetmiştir.

Bugün yapılması gereken şey yeni hamasetler üretmek değildir.

Çünkü hamaset karın doyurmaz.
Hamaset işsizliği çözmez.
Hamaset eğitim seviyesini yükseltmez.
Hamaset gençlerin valizlerini toplamasını engellemez.
Hamaset toplumsal çürümeyi durdurmaz.

Siyasetin görevi toplumun duymak istediğini söylemek değil, toplumun çözülmesini bekleyen sorunlarını çözmektir.

Eğer bu ülkede milyonlarca insan fırsatını bulduğunda gitmek istiyorsa,
Eğer gençler geleceklerini başka ülkelerde arıyorsa,
Eğer insanlar yarınlarından endişe duyuyorsa,
Öncelikle bunun sebeplerini konuşmak gerekir.

Çünkü gerçek vatanseverlik, harita üzerinde hayal kurmak değil, yaşadığın ülkeyi daha yaşanabilir hale getirmektir.

Gerçek milliyetçilik, slogan üretmek değil, gençlerine umut verebilmektir.

Gerçek devlet adamlığı ise uzak ufuklara bakmadan önce, kendi milletinin gözlerinin içine bakabilmektir.

Bugün Türkiye’nin ihtiyacı yeni hayaller değil, gerçeklerle yüzleşme cesaretidir.

Çünkü güçlü ülkeler hamasetle değil,hukukla, eğitimle, üretimle, adaletle ve toplumsal huzurla yükselir.

Ve unutulmamalıdır ki;

Bir devletin büyüklüğü, fethetmeyi hayal ettiği şehirlerle değil, mutlu edebildiği vatandaşlarıyla ölçülür.

–¦—¦—¦–

Musa Özdemir / 14 Haziran 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL