
KÖŞE YAZISI ¦ POLİSİN ÇIĞLIĞINI DUYUYOR MUYUZ? / 19 Haziran 2026
Bir toplumun huzurunu koruyan insanların kendi huzurunu kaybetmeye başlaması, üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir meseledir.
Son yıllarda ve özellikle son günlerde art arda gelen polis intiharları artık münferit olaylar olarak değerlendirilemeyecek bir noktaya ulaşmıştır.
Her yeni haber, geride kalan ailelerin acısını büyütürken, kamuoyunun da vicdanında derin yaralar açmaktadır.
Polis olmak, sadece bir meslek değildir.
Polis olmak, gecenin en karanlık saatlerinde görevin başında olmak, bayramda ailesinden uzak kalmak, herkes evine dönerken nöbet tutmak, tehlikenin üzerine yürümek ve çoğu zaman kendi duygularını içine gömerek yaşamaktır.
Toplum, polisin üniformasını görür.
Ancak o üniformanın altında yaşanan yorgunluğu, ekonomik kaygıları, ailevi sorunları, psikolojik baskıları ve mesleğin ağır yükünü çoğu zaman göremez.
İşte tam da bu yüzden polis intiharları yalnızca bireysel bir trajedi değildir.
Bu olaylar aynı zamanda sistemin, çalışma koşullarının ve yıllardır çözüm bekleyen sorunların yeniden sorgulanmasını gerektiren bir alarmdır.
Bir ülkede vatandaşın güvenliğini sağlayan insanlar kendi yaşam mücadelelerinde yalnız hissediyorsa, burada konuşulması gereken ciddi bir sorun var demektir.
Yıllardır emniyet teşkilatında uzun çalışma saatleri, personel yetersizliği, ekonomik sıkıntılar, tayin sorunları, aile bütünlüğünü zedeleyen görev koşulları ve mobbing iddiaları gündeme geliyor.
Ancak ne yazık ki her acı olaydan sonra birkaç gün konuşuluyor, ardından sessizlik yeniden her şeyin üzerini örtüyor.
Oysa mesele birkaç gün konuşulup unutulacak kadar basit değildir.
Çünkü her intihar haberi, geride cevapsız sorular bırakmaktadır.
Neden bu kadar genç insanlar hayatlarından vazgeçiyor?
Neden yardım istemekten çekiniyorlar?
Neden yaşadıkları yükü taşıyamayacak noktaya geliyorlar?
Ve en önemlisi, bu tabloyu değiştirmek için ne yapıyoruz?
Bugün ihtiyaç duyulan şey, sorunu inkâr etmek değil, cesaretle üzerine gitmektir.
Psikolojik destek mekanizmalarının güçlendirilmesi, çalışma şartlarının insani seviyelere çekilmesi, personelin ekonomik ve sosyal haklarının iyileştirilmesi ve mobbing iddialarının bağımsız şekilde araştırılması artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Çünkü devlet sadece vatandaşını korumakla yükümlü değildir.
Devlet, vatandaşını koruyan insanları da korumak zorundadır.
Unutulmamalıdır ki polis intiharları sadece emniyet teşkilatının sorunu değildir.
Bu mesele hepimizin meselesidir.
Çünkü toprağa verdiğimiz her polis, bu milletin evladıdır.
Ve hiçbir millet, kendi evlatlarının sessiz çığlıklarına sırtını dönerek güçlü kalamaz.
Artık rakamları değil, insanların hayatlarını konuşmanın zamanıdır.
Artık susmanın değil, çözüm üretmenin zamanıdır.
Çünkü bazen bir insanın hayata tutunabilmesi için, onu duyacak bir vicdan yeterlidir.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 19 Haziran 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)