Dilini Kaybeden, Hafızasını Kaybeder

Dilini Kaybeden, Hafızasını Kaybeder

KÖŞE YAZISI ¦ Dilini Kaybeden, Hafızasını Kaybeder / 14 Temmuz 2026

Bizde sürekli “Harf inkılabı oldu, bir gecede cahil kaldık, dedemizin mezar taşını okuyamıyoruz.” diye çok klişe ve sığ bir tartışma döner durur.

Oysa meseleyi sadece mezar taşlarına indirgemek, asıl büyük sorunu görmezden gelmektir.

Yahu senin dedenin mezar taşında alt tarafı “Hüvel Bâkî, ruhuna El-Fâtiha” yazar. Onu okusan ne olacak, okumasan ne olacak?

Bizim asıl kaybımız mezar taşları değildir.

Asıl kaybımız, düşünce dünyamızın daralması, kelime hazinemizin fakirleşmesi ve kendi kültürümüzle aramıza görünmez duvarlar örülmüş olmasıdır.

Bugün yirmi yaşındaki bir üniversite öğrencisi, bırakın Osmanlı Türkçesini, Cumhuriyet’in ilk yıllarında kaleme alınmış bir romanı bile çoğu zaman sözlüksüz okuyamıyor.
Bundan daha büyük bir kültürel kopuş olabilir mi?

Mesele geçmişi romantize etmek de değildir, mesele, geçmişle bağ kurabilecek kadar güçlü bir dile sahip olup olmadığımızdır.

Çünkü dil, yalnızca konuşma aracı değildir.
Dil, bir milletin hafızasıdır. Hafızasını kaybeden insan nasıl kimliğini unutursa, kelimelerini kaybeden millet de tarihini, kültürünü ve medeniyetini anlamakta zorlanır.

Dünyanın hiçbir köklü medeniyeti, kendi çocuklarını birkaç nesil önce yazılmış eserleri anlayamaz hâle getirmeyi başarı olarak görmez.
Tam tersine, kültürünü yaşatan toplumlar, dilini koruyarak geleceğini inşa eder.

Bugün bizim üzerinde düşünmemiz gereken mesele de tam olarak budur.

Kelime haznemiz o kadar daraldı ki, düşüncelerimiz de daraldı.
Duygularımızı birkaç kalıp ifadeyle anlatıyor, fikirlerimizi birkaç yüz kelimeye sıkıştırıyor, anlatamadığımız yerde ise emojilere sığınıyoruz.

Ortada sadece bir dil meselesi yoktur, ortada bir düşünme, anlama ve kültürel devamlılık meselesi vardır.

Çünkü kelimeler azalınca sadece cümleler kısalmaz, ufuklar da daralır.

–¦—¦—¦–

Musa Özdemir / 14 Temmuz 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL