Cehaletin Makamla Buluştuğu Yerde Adalet Zarar Görür

Cehaletin Makamla Buluştuğu Yerde Adalet Zarar Görür

KÖŞE YAZISI ¦ Cehaletin Makamla Buluştuğu Yerde Adalet Zarar Görür / 19 Temmuz 2026

Hayat, insana birçok ders verir. Kimi zaman başarıyla, kimi zaman kayıpla, kimi zaman da en çok güvendiği insanların tercihleriyle…

Yıllar geçtikçe insan şunu daha iyi anlıyor.
Bir davayı, bir kurumu ya da bir şehri yıkan şey çoğu zaman dışarıdaki düşmanlar değildir. Asıl yıkım, içeride ehliyeti göz ardı eden, istişareyi önemsemeyen ve emanetin ağırlığını taşıyamayan anlayıştan doğar.

Toplumların yükselişi de çöküşü de insan unsuruyla başlar.
Doğru insanlar doğru yerlere geldiğinde güven büyür, adalet kök salar ve kardeşlik güçlenir.
Yanlış insanlar önemli makamlara taşındığında ise yılların emeği kısa sürede heba olabilir.

Cehalet, sadece bilgisizlik değildir.
Asıl cehalet, bildiğini mutlak doğru zannetmek, farklı fikirlere kulak tıkamak, eleştiriyi düşmanlık olarak görmek ve kendini sorgulamayı reddetmektir.
Böyle bir anlayış, makamla birleştiğinde ortaya yalnızca yanlış kararlar çıkmaz; adalet zedelenir, liyakat geri plana itilir, emek değersizleşir ve insanların birbirine olan güveni sarsılır.

Bir yöneticiyi büyüten makamı değildir.
Onu büyüten; adaleti, tevazusu, feraseti ve istişareye verdiği değerdir.
Çünkü yönetmek, hükmetmek değildir.

Yönetmek, dinleyebilmek, anlayabilmek, hakkı teslim edebilmek ve emaneti hakkıyla taşıyabilmektir.
Ne yazık ki ego büyüdüğünde akıl küçülür.
Kibir arttığında istişare azalır.
Hırs yön vermeye başladığında ise adalet geri çekilir.

Böyle bir yönetim anlayışında insanlar bilgileriyle değil yakınlıklarıyla, emekleriyle değil ilişkileriyle değerlendirilmeye başlanır. Liyakat yerini sadakate, ehliyet yerini kişisel hesaplara bıraktığında ise kurumlar güç kazanmaz; tam aksine içeriden zayıflamaya başlar.

Tarih bunun sayısız örneğiyle doludur.

Nice devletler dışarıdan gelen ordularla değil, içeride büyüyen kibir, cehalet ve adaletsizlik yüzünden çökmüştür.
Çünkü hiçbir yapı, temelindeki çatlak kadar tehlikeli değildir.

Hayat bana şunu öğretti;
Karakteri sağlam bir insan, makamı olmasa da bulunduğu yere değer katar.
Karakteri zayıf bir insan ise en yüksek makama da gelse bulunduğu yeri yüceltmez, aksine bulunduğu makamın itibarını tüketir.

Elbette hata yapmak insana mahsustur.
Hiç kimse kusursuz değildir. Ancak gerçek olgunluk, yanlışı kabul edebilmekte, istişareye açık olmakta ve doğruda buluşabilmektedir. Aynı yanlışlarda ısrar etmek ise sadece yeni kırgınlıkların ve daha büyük kayıpların kapısını aralar.

Unutmamak gerekir ki makamlar gelip geçicidir.

Alkışlar diner.
Unvanlar değişir.
Yetkiler sona erer.

Fakat geride bırakılan adalet, vefa ve güzel ahlak, insanların hafızasında yaşamaya devam eder.

İlahi adalet ise hiçbir hesabı yarım bırakmaz.
Kim emanete sadık kaldıysa da, kim emaneti kendi hırslarına kurban ettiyse de zamanı geldiğinde yaptıklarıyla mutlaka yüzleşecektir.

Bugün hepimizin ihtiyacı olan şey, daha fazla makam sahibi insan değil, daha fazla vicdan sahibi insandır.

Daha fazla güç değil, daha fazla adalet…
Daha fazla ego değil, daha fazla tevazu…
Daha fazla hırs değil, daha fazla liyakat…

Çünkü güçlü toplumları ayakta tutan beton binalar değil; karakteri, ahlakı ve vicdanı sağlam insanlardır.

Ve unutulmamalıdır ki…
Bir davayı yıkan cehalettir.
Cehaletin makamla birleştiği yerde ise sadece insanlar değil, adalet de zarar görür.

–¦—¦—¦–

Musa Özdemir / 19 Temmuz 2026

 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL