Yapanın Yanına Kâr Kalma Dönemi Bitti!

Yapanın Yanına Kâr Kalma Dönemi Bitti!

KÖŞE YAZISI ¦ Yapanın Yanına Kâr Kalma Dönemi Bitti! / 19 Temmuz 2026

Bir devleti ayakta tutan yalnızca güçlü ordusu, büyük ekonomisi ya da yüksek makamları değildir.
Devleti asıl güçlü kılan, adaletin tarafsız işlemesi, hukukun üstünlüğünün korunması ve suç işleyenin kim olduğuna bakılmaksızın hesap vermesidir.

Milletlerin hafızasında en derin yaraları açan şey, suçun işlenmesi kadar suçun cezasız kalmasıdır.
Cezasız kalan her suç, yeni suçlara cesaret verir, adaletin gecikmesi ise vicdanlarda onarılması güç yaralar bırakır.

Son dönemde Türkiye’de yürütülen soruşturmalar ve hukuk süreçleri, kamuoyunda uzun yıllardır oluşan “Yapanın yanına kâr kalıyor.” anlayışını değiştirmeye yönelik önemli bir iradenin ortaya konulduğunu göstermektedir.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, göreve geldiği günden bu yana hukukun üstünlüğünü esas alan yaklaşımı, suçla mücadelede gösterdiği kararlı duruş ve “hiç kimse hukukun üzerinde değildir” anlayışıyla dikkat çekmektedir.

Bugün yürütülen çalışmalar yalnızca birkaç dosyadan ibaret değildir. Uyuşturucu şebekelerinden yasa dışı bahis organizasyonlarına, organize suç örgütlerinden kamu kaynaklarını hedef alan soruşturmalara kadar birçok alanda devletin kararlı iradesi ortaya konulmaktadır.

Milletin yıllardır cevabını beklediği dosyaların yeniden gündeme gelmesi de bu kararlılığın önemli göstergelerinden biridir. Özellikle kamuoyunda büyük yankı uyandıran Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında yaşanan gelişmeler, hakikatin ortaya çıkarılması yönündeki beklentileri yeniden güçlendirmiştir. Aradan yıllar geçmiş olsa da adalet arayışının sürmesi, hukuk devletinin vazgeçilmez ilkelerinden biridir.

Bugün birçok kişi, yürütülen bu kapsamlı hukuk mücadelesini İtalya’da bir döneme damga vuran “Temiz Eller Operasyonu” ile benzeştirmektedir. Elbette her ülkenin hukuk sistemi ve şartları farklıdır. Ancak ortak amaç aynıdır.
Devletin temizlenmesi, kamu vicdanının rahatlatılması ve hukukun herkes için eşit uygulanması.

Sayın Bakanın şu sözü ise aslında bu anlayışın en net ifadesidir.
“Hukuk devletinde hiçbir makam, hiçbir unvan, hiçbir şöhret ve hiçbir sosyal medya nüfuzu, kanunların ve bağımsız yargının üzerinde değildir.”
İşte gerçek hukuk devleti tam da budur.
Adalet, güçlüye göre eğilen değil, haklıdan yana dimdik duran iradedir.

Bugün toplumun görmek istediği şey,makamına, servetine, siyasi kimliğine ya da nüfuzuna güvenerek suç işleyen herkesin hukuk önünde hesap vermesidir. Çünkü adaletin terazisi kişiye göre değil, delile göre tartmalıdır.

Devletin büyüklüğü, suçluyu korumasında değil, suçluyu adalet önüne çıkarmasındadır.
Hiç kimse dokunulmaz değildir.
Hiçbir makam, hiçbir koltuk ve hiçbir güç odağı hukukun üstünde değildir.
Millet artık şunu görmek istiyor.
Hukuk gecikse de mutlaka tecelli etsin…
Hak yerini bulsun…
Mazlumun duası, zalimin gücünden üstün gelsin…
Ve artık bu ülkede gerçekten yapanın yanına kâr kalmasın.

Temennimiz odur ki, adalet, hiçbir baskının etkisinde kalmadan yalnızca hukuk ve vicdan rehberliğinde işlemeye devam etsin.
Güçlü devlet, güçlü hukukla mümkündür.
Güçlü hukuk ise ancak tarafsız, bağımsız ve kararlı bir adalet anlayışıyla ayakta kalabilir.

–¦—¦—¦–

Musa Özdemir / 19 Temmuz 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL