Lozan; Bir Milletin İradesine Vurulan Mühür

Lozan; Bir Milletin İradesine Vurulan Mühür

KÖŞE YAZISI ¦ Lozan; Bir Milletin İradesine Vurulan Mühür/ 25 Temmuz 2026

Tarih, milletlerin yalnızca savaş meydanlarında değil, diplomasi masalarında da yazdığı büyük destanların adıdır.
Bazı antlaşmalar vardır ki bir devletin sınırlarını belirler, bazıları ise bir milletin onurunu, bağımsızlığını ve geleceğini tescil eder.
Lozan Barış Antlaşması işte böyle bir dönüm noktasıdır.

24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Barış Antlaşması, Türk milletinin İstiklâl Harbi’nde gösterdiği eşsiz direnişin uluslararası hukuk önünde kabul edilmesidir.
O gün atılan imzalar, yalnızca bir belgeyi değil, Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da can veren binlerce kahramanın fedakârlığını da dünyaya ilan etmiştir.

Lozan’ı anlamak için önce Sevr’i anlamak gerekir. Sevr, Türk milletini Anadolu’nun ortasında küçük ve etkisiz bir coğrafyaya mahkûm etmeyi amaçlayan bir dayatmaydı. Aziz milletimiz bu esareti kabul etmedi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde verilen Millî Mücadele, yalnızca işgal ordularını değil, Türk milletine biçilen esaret gömleğini de tarihin çöplüğüne attı.

Lozan, işte bu büyük mücadelenin diplomasiyle taçlanmış adıdır.

Bugün hala Lozan üzerinden asılsız iddialar üreten, gizli maddeler, süre doluyor gibi hiçbir tarihî ve hukuki temeli olmayan söylemler ortaya atanlar; ya tarihi bilmiyor ya da bilerek milletin hafızasını bulandırmaya çalışıyor. Tarih, kulaktan dolma sözlerle değil, belgelerle okunur. Gerçekler, söylentilere değil arşivlere dayanır.

Lozan ne bir teslimiyet belgesidir ne de bir hezimettir. Aksine, emperyalist planlara karşı kazanılmış askerî zaferin diplomatik alandaki en güçlü karşılığıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası meşruiyetini sağlayan temel kilometre taşlarından biridir.

Elbette hiçbir tarihî metin eleştiriden muaf değildir. Akademik çalışmalar yapılır, farklı bakış açıları ortaya konur. Ancak tarihî meseleleri ideolojik önyargılarla değil, bilgiyle, belgeyle ve millî hafızayla değerlendirmek zorundayız. tarih, siyasi hesaplaşmaların değil, hakikatin alanıdır.

Lozan aynı zamanda bir son değil, yeni Türkiye’nin başlangıcıdır.
Cumhuriyet’in yükselişi, kalkınma hamleleri, bağımsız dış politika anlayışı ve millî egemenlik ilkesi bu temel üzerinde yükselmiştir. Nitekim Atatürk’ün Hatay konusundaki kararlılığı da Türkiye’nin millî hedeflerinden vazgeçmediğinin en somut göstergelerinden biri olmuştur.

Milletler geçmişine sahip çıktığı ölçüde geleceğini sağlam inşa eder. Tarihini küçümseyen toplumlar, yarınlarını başkalarının yazdığı senaryolara teslim eder. Bu yüzden Lozan’a sahip çıkmak,yalnızca bir antlaşmayı değil, Millî Mücadele’nin ruhunu, bağımsızlık iradesini ve Cumhuriyet’in temel değerlerini sahiplenmektir.

Bugün bizlere düşen görev, ayrışmak değil birleşmek, geçmişi çarpıtmak değil doğru okumak, tarihimizi polemik konusu yapmak değil ondan güç almaktır. Çünkü bu topraklar, kolay kazanılmadı. Her karışı şehit kanıyla yoğruldu, her satırı fedakârlıkla yazıldı.

24 Temmuz 1923, yalnızca bir antlaşmanın tarihi değildir; Türk milletinin hür yaşama iradesinin dünyaya mühür vurduğu gündür.

Başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Lozan heyetinin başkanı İsmet İnönü ve Millî Mücadele’nin bütün kahramanları olmak üzere; bu vatan uğruna emek veren, mücadele eden ve canını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, gazilerimizi minnet ve saygıyla anıyorum.

Çünkü bağımsızlık, miras değil, her neslin aynı kararlılıkla koruması gereken en büyük emanettir.

–¦—¦—¦–

Musa Özdemir / 25 Temmuz 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL