Alkışın Peşinde Koşanlar, Kendini Kaybeder

Alkışın Peşinde Koşanlar, Kendini Kaybeder

KÖŞE YAZISI ¦ Alkışın Peşinde Koşanlar, Kendini Kaybeder/ 26 Temmuz 2026

İnsan davranışlarına dikkatle bakıldığında ilginç bir gerçek fark edilir.

Gerçekten güçlü olanlar, güçlerini ispat etme telaşına düşmez.

Kendisiyle barışık, özgüveni sağlam ve iç dünyasında huzuru yakalamış insanlar, hayatlarını başkalarının alkışına göre şekillendirmez. Çünkü bilirler ki insanın gerçek değeri, dışarıdan aldığı onayla değil, içeride kurduğu dengeyle ölçülür.

Psikoloji alanındaki birçok yaklaşım da, sürekli takdir ve onay arayışının zaman zaman derin bir yetersizlik hissiyle ilişkili olabileceğine dikkat çeker.

İnsan, kendi değerinden emin olmadığında bunu dışarıdan tamamlamaya çalışır.

Beğenilerle…

Alkışlarla…

Övgülerle…

Takipçi sayılarıyla…

Ve sürekli görünür olma çabasıyla…

Çünkü kendi içinde hissedemediği değeri, başkalarının gözünde aramaya başlar.

İşte gösterişin en büyük yanılgısı da burada başlar.

Bazı insanlar bir yere huzur bulmak için değil, orayı gösterebilmek için gider.

Bir sofraya paylaşmak için oturur, bir manzaraya seyretmek için değil, paylaşım yapmak için bakar.

Yaşadığı anı yaşamaktan çok, o anın nasıl görüneceğiyle ilgilenir.

Hayat, onun için yaşanan bir hakikat olmaktan çıkar; sergilenen bir vitrine dönüşür.

Oysa gösteriş arttıkça huzur artmaz.

Aksine, dışarıdan gelen her alkışın ömrü kısadır.

Bugün sizi öven kalabalıklar, yarın başka bir gösterinin peşinden gider.

Çünkü dışarıdan alınan hiçbir onay, içeride hissedilen boşluğu kalıcı olarak dolduramaz.

İnsan, kendi değerini başkalarının cümlelerine emanet ettiği gün, huzurunu da onların insafına bırakmış olur.

Gerçek özgüven ise bunun tam tersidir.

Sessizdir.

Sakindir.

Kendini ispat etme ihtiyacı duymaz.

Gerçekten dolu olan testinin ses çıkarmasına gerek yoktur.

Bugün sosyal medyanın en büyük yanılsamalarından biri de budur.

İnsanlar mutlu olmaktan çok mutlu görünmeye, başarılı olmaktan çok başarılı görünmeye, değer üretmekten çok değerli görünmeye çaba harcıyor.

Oysa görünmek ile olmak arasında derin bir fark vardır.

Görüntü, birkaç saniyelik etkileşim kazandırabilir.

Fakat karakter, ömür boyu saygı kazandırır.

Unutulmamalıdır ki;

İnsan kendini ne kadar çok ispat etmeye çalışıyorsa, çoğu zaman en büyük mücadeleyi başkalarıyla değil, kendi içindeki eksiklik duygusuyla veriyordur.

Gerçek güç,gösterişte değil, tevazudadır.

Gerçek zenginlik, sergilediklerinde değil, karakterindedir.

Ve gerçek özgüven, herkesin seni konuşmasına ihtiyaç duymadan, kendi vicdanınla huzur içinde yaşayabilmektir.

En büyük başarı, başkalarının alkışını kazanmak değil, kendi benliğine saygı duyabilecek bir hayat yaşayabilmektir.

–¦—¦—¦–

Musa Özdemir / 26 Temmuz 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL