
KÖŞE YAZISI ¦ HERKES VURGUN PEŞİNDE… / 29 Eylül 2026
Toplumdaki çürüme artık her alanda kendini gösteriyor. Fakat bu çürümeyi yalnızca aşağıda, geçim derdi içindeki insanlarda aramak büyük bir yanılgı.
Çürüme yukarıda başlıyor, makam, mevki ve nüfuz sahibi olanların arasında büyüyor.
Sonra da bütün topluma yayılıyor.
Sosyal medya her gün aynı hayali pazarlıyor.
Paran çalışsın, sen kral gibi yaşa. Borsa, fon ve kripto üzerinden tüyo dağıtanların çevresinde kalabalıklar toplanıyor. İnsanlar ev almak için biriktirdiğini, emeklilik parasını, çocuklarının geleceğini kısa yoldan büyük kazanç vaadine teslim ediyor.
Elbette bu hırsı sorgulamak gerekiyor. Fakat bütün suçu parasını kaptıran vatandaşa yükleyip asıl sorumluları görünmez kılamayız.
Bu paralar kimlerin elinden geçiyor?
İçeriden bilgiyle kazanç sağlayan, kara para aklayan ya da bu düzene kamu gücüyle kapı açan kişiler var mı?
Daha da önemlisi, iddiaların işaret ettiği kişiler arasında makamı, mevkisi, denetleme yetkisi ve kamu görevi olanlar varsa onları kim denetliyor?
Devletin verdiği yetki, birilerinin özel kazanç kapısı değildir. Kamu görevi, şaibeli para hareketlerine kalkan yapılamaz. Dürüstçe çalışan insanın üç kuruşu erirken nüfuz sahibi kişiler servetlerine servet katıyorsa, toplumun adalet duygusu da o parayla birlikte yok olur.
Banker Kastelli döneminde yüksek kazanç vaadi binlerce insanı yıktı.
Bugün aynı vaat telefon ekranından evlere giriyor. İsimler ve araçlar değişiyor, kolay para hırsından beslenen düzen sürüyor.
Bu yüzden mesele yalnızca Vatandaş neden tüyoya inandı? sorusu değildir.
Asıl soru şu ki;
Şüpheli kazançlar büyürken denetlemekle görevli olanlar ne yaptı?
Kara para iddiaları konuşulurken kim araştırdı?
Kamu içindeki olası bağlantılar neden bütün açıklığıyla ortaya çıkarılmıyor?
Toplumun ahlakından söz edenler önce yukarıya bakacak. Çürüme makam odalarında görmezden gelinip faturası sokaktaki insana kesilemez.
Bu ülkenin insanı yolunacak kaz değildir. Para hareketleri incelensin, kamu gücünü kullananlar araştırılsın, suç işleyen kim olursa olsun hesap versin.
Sonra kimse Haberimiz yoktu demesin.
Gördük. Söyledik. Uyardık.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 29 Eylül 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)