
KÖŞE YAZISI ¦ DÜNYAYA SIĞAMAYAN İNSAN / 01 Ekim 2026
Hayatımızın yönünü değiştirecek en büyük gerçek, belki de bugüne kadar önemsemediğimiz küçük bir ayrıntının içinde saklıdır. İnsan bazen bir çocuğun avucuna, bazen dolabında unutulmuş bir gömleğe, bazen de aynada kendi yüzüne bakarken hayatın anlamıyla karşılaşır. Yeter ki baktığını görsün, gördüğünü düşünsün.
Günler geçiyor. Koşuyoruz, yetişmeye çalışıyoruz, kazanıyor, kaybediyor, kırılıyor, kırıyoruz.
Fakat bütün bu telaşın içinde kendimize sormayı ihmal ediyoruz,
Nereye gidiyorum?
Uğruna ömrümü harcadığım şeyler, gerçekten bu kadar kıymetli mi?
Bir damla sudan yaratılan, anne karnına sığan insan, gün geliyor koca dünyaya sığamaz oluyor.
Evi küçük geliyor, makamı yetersiz kalıyor, kazancı yetmiyor. Daha fazlasını isterken elindekinin değerini unutuyor. Sonunda ise bütün ihtiraslarını geride bırakıp birkaç karış toprağa sığıyor.
İnsanı dünyaya sığdırmayan, çoğu zaman ihtiyaçları değil, sınır tanımayan hırsıdır.
İnsan bunu fark etmeli. Sahip olduğunu sandığı her şeyin bir gün başka ellerde kalacağını düşünmeli. Uğruna gönül kırdığı malın, üstünlük tasladığı makamın, kaybetmekten korktuğu servetin kendisiyle gelmeyeceğini bilmeli.
Kefenin cebi yoktur.
Hepimiz biliriz.
Buna rağmen biriktirmenin hesabını yaparken paylaşmayı erteleriz. İtibarımızı korumak için gösterdiğimiz özeni, vicdanımızı korumak için göstermeyiz. İnsanların gözünde büyümeye çalışırken kendi içimizde küçüldüğümüzü fark etmeyiz.
Oysa ahirete inanan insan için dünya, yolculuğun tamamı değildir.
Burada geçirilen zamanın, kullanılan gücün, kazanılan paranın ve çiğnenen hakkın bir hesabı vardır. Bu inanç, yalnızca dilde kaldığında hayatı değiştirmez, davranışa dönüştüğünde insana ölçü kazandırır.
Fark etmek, yalnızca ölümü hatırlamak da değildir. Yaşarken başkasının hayatına karşı sorumluluğunu görebilmektir.
Dolabında onlarca gömlek asılıyken sürekli aynı birkaçını giydiğini, yakınında bir yenisine ihtiyaç duyan insanların bulunduğunu düşünmektir. Sofrasında artan yemeğin, başka bir evde özlemle beklendiğini bilmektir. Kendi rahatına alışırken başkasının sıkıntısına duyarsızlaşmamaktır.
İnsan, gülün dibindeki dikeni gördüğü kadar dikenin yanındaki gülü de görmeli. Kusur bulmakta gösterdiği dikkati, emeği ve iyiliği anlamakta da göstermeli. Küçük bir kırgınlığı yıllarca taşırken kendisine açılan kapıları, uzatılan elleri, paylaşılan sofraları unutmamalı.
Bedeninin de bir emanet olduğunu fark etmeli. Sağlığını hoyratça tüketirken bir gün rahatça aldığı nefese hasret kalabileceğini düşünmeli. Ölçüsüz tüketimin hem kendisine hem çevresine verdiği zararı görmeli.
Peygamberimizin sade hayatını anarken kendi alışkanlıklarımızı da sorgulamalıyız. Merhametten söz ediyorsak muhtacın hâline bakmalı; kul hakkından söz ediyorsak kendi hesabımızı gözden geçirmeliyiz. İnandığımız değerlerle yaşadığımız hayat arasındaki mesafe büyüdükçe, sözümüzün ağırlığı azalır.
İnsan, yaratılışındaki kıymete yakışır bir hayat sürmekle sorumludur.
Elindeki gücü başkasını ezmek için kullandığında, söylediği yalanla birinin hakkını çiğnediğinde, kendisine duyulan güveni menfaatine harcadığında neyi kaybettiğini düşünmelidir. Her kazanç insanı zenginleştirmez. Bazı kazançların bedeli, insanın kendi vicdanında eksilmesidir.
Ölümün vakti bize bildirilmedi. Bu yüzden ertelenen ziyaretler, söylenmeyen güzel sözler, dilin ucunda bekletilen özürler bir gün ağır bir pişmanlığa dönüşebilir. “Sonra yaparım” dediğimiz iyiliklere yetişeceğimizin güvencesi yoktur.
Hayatın farkına varmak, henüz vaktimiz varken kendimize çeki düzen vermektir. Bir gönlü onarmak, bir hakkı teslim etmek, bir yükü hafifletmek için bugünü değerlendirmektir.
Dün geldi, geçti. Yarın meçhul. Elimizde bugün var.
Dünyaya sığmak için daha çok mala, daha büyük makamlara ihtiyacımız yok. Hırsımıza sınır koymaya, vicdanımıza kulak vermeye, birbirimize biraz daha merhamet göstermeye ihtiyacımız var.
Ömür, yaşarken uzun görünür; geriye dönüp bakınca bir gün kadar kısadır.
O gün bugündür. İnsan, bunu vaktinde fark etmeli.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 01 Ekim 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)