HAKİKATİ ARARKEN, BİRBİRİMİZİ KIRMAYALIM…

HAKİKATİ ARARKEN, BİRBİRİMİZİ KIRMAYALIM…

KÖŞE YAZISI ¦ HAKİKATİ ARARKEN, BİRBİRİMİZİ KIRMAYALIM… / 06 Ekim 2026

Son günlerde kamuoyunu meşgul eden tartışmaların meslektaşlarımız arasında kırgınlığa dönüşmesi, bu yazıyı kaleme almamı gerekli kıldı. Amacım, tanıklık ettiğim hususları paylaşmak ve yanlış anlaşılmaların giderilmesine katkıda bulunmaktır.

Kıymetli meslektaşlarım;

Bir olay üzerinden birbirimizi suçlamamıza, aramızdaki güveni zedelememize gerek yok. Söylenen sözleri bağlamı içinde değerlendirmek, eksik kalan noktaları sormak ve öğrendiklerimizi doğru aktarmak, hepimizin ortak sorumluluğudur.

Cemalettin Bilgin ağabeyimin açıklamaları ve Tayfun Yiğit kardeşimin yazdıkları üzerine, bildiklerimi açıkça ifade etmek istiyorum.

Belediye Başkanımız Mehmet Kemal Yazıcıoğlu’nu yakından tanıyan biri olarak, farklı gruplarla gerçekleştirdiği bu toplantıların amacının, belediyenin borçlarına ilişkin tartışmaları ve sosyal medyada kendisine yöneltilen iddiaları doğrudan cevaplamak olduğunu düşünüyorum. Bu buluşmaları, yaşananları kendi ağzından anlatma ve kamuoyunu bilgilendirme çabası olarak değerlendiriyorum.

Benim tanıdığım Mehmet Kemal Yazıcıoğlu, naif, kibar, insanlara saygıyla yaklaşan ve ilişkilerinde sınırlarını bilen bir beyefendidir. Elbette her güzelin bir kusuru vardır.
Bazen, kendi ifademle Karadenizlilik damarı ağır basar, tez davranıp ani kararlar verebilir.
Bir insanı yakından tanımak, güzel yanlarını anlatırken eleştirdiğiniz yönlerini de aynı samimiyetle dile getirmeyi gerektirir.

Önce sosyal medya için ödeme yapıldığı meselesine açıklık getirelim.

Benim görev yaptığım dönemde, bilgim ve tanıklığım çerçevesinde, söz konusu nitelikte hiç bir zaman böyle ödemeler yapılmadı.
Başkan Bey, sosyal medyada
Tekrar tekrar gündeme getirilen iddialar üzerine zaman zaman bana da takılır, Musa Bey, bugün sosyal medyaya üç beş milyon verdik diyerek ironi yapardı.

Bu sözlerin hangi ortamda ve hangi anlamda söylendiğine şahidim. Toplantıda aktarılan ifadelerin de benzer bir ironi içerirken farklı anlaşılmış olabileceğini düşünüyorum. O toplantıdaki sözlerin bağlamını en açık biçimde ortaya koyacak kişi ise Başkan’ın kendisidir.

Tayfun Yiğit kardeşimin gündeme getirdiği saat meselesine gelince…

Açıkça söyleyeyim; Kimsenin avukatı değilim. Ancak bildiğim bir konuda sessiz kalmayı da doğru bulmam.

Mehmet Kemal Yazıcıoğlu’nun belediye başkanlığına aday olmadan önce de saatleri vardı. Dikkat çekmemek ve söze konu olmamak için bunları takmamaya özen gösterdiğine tanık oldum. Allah şahidimdir, yalnızca bildiğimi aktarıyorum. Saatlerin bugünkü değerine ilişkin bir hüküm vermiyorum.

Başkan Bey güzel giyinmeyi ve kıyafetine özen göstermeyi severdi. Çocukluğunda takım elbiseyle uyuduğunu bile anlatırdı. Her insanın kendine özgü zevkleri ve alışkanlıkları vardır. Bunları konuşurken kişisel tercihlerle kamu görevine ilişkin sorular arasındaki ayrımı korumak gerekir.

Araç konusunda da benim bildiğim, alımın Başkan Bey’in geçirdiği kazanın ardından gündeme geldiği ve belediye aracının bakanlık izni alınarak satın alındığıdır. İlgili belgeler üzerinden yapılacak açıklamalar, bu konudaki soruların karşılığını bulmasını sağlayacaktır.

Beni asıl hüzünlendiren, bir sözün ne anlama geldiğini açıklığa kavuşturmadan birbirimize cephe almamızdır. Aynı şehrin insanlarıyız. Yarın yine yüz yüze bakacak, aynı sokaklarda yürüyecek ve bu şehrin meselelerini birlikte konuşacağız. Bugünün tartışması uğruna birbirimizin gönlünde onarılması güç yaralar açmayalım.

Gazetecilik soru sormayı gerektirir. Cevabı dikkatle dinlemeyi, bilgiyi doğrulamayı ve yanlış aktarılanı düzeltmeyi de… Kamu adına hesap sormakla insanların hakkını gözetmek, aynı mesleki sorumluluğun parçalarıdır.

Benim çağrım kimsenin susması değildir. Herkes konuşsun, herkes sorusunu sorsun. Ancak sözümüzün dayanağı, eleştirimizin ölçüsü olsun. Tanıklığımızın sınırını bilelim, yorumlarımızı kesin bilgi gibi sunmayalım.

Bir yanlış anlaşılmayı gidermek kimseyi küçültmez. Bir hakkı teslim etmek, kalemin itibarını eksiltmez. Gerektiğinde sözünü düzeltmek de mesleki olgunluğun göstergesidir.

Bu şehre karşı sorumluluğumuz var. Birbirimize karşı da…

Kalemimiz sorularını cesaretle sorsun, cevabını da hakkaniyetle dinlesin.
Gerçeği ararken birbirimize duyduğumuz saygıyı kaybetmeyelim.

–¦—¦—¦–

Musa Özdemir / 06 Ekim 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL