
KÖŞE YAZISI ¦ TAŞA KAZINAN UYARI.. / 28 Ekim 2026
Bir milletin hafızası, kazandığı zaferlerle birlikte ödediği bedelleri de taşır. Geçmişin sözlerine değer kazandıran, bugünün meselelerine ışık tutabilmesidir.
Bilge Kağan’a atfedilen, derlenip toparlanmayı öğütleyen ve aldanıp dağılmanın felaketini hatırlatan söz de bu yönüyle üzerinde düşünülmeyi hak ediyor.
Bir arada yaşamanın kıymeti, çoğu zaman onu zayıflatan çatlaklar derinleştiğinde anlaşılır. Ortak çıkarların yerini kişisel hesaplar aldığında, insanlar birbirlerini dinlemekten vazgeçtiğinde ve her anlaşmazlık bir düşmanlığa dönüştürüldüğünde toplumun dayanma gücü azalır. Aynı ülkenin insanları, zamanla birbirlerinin sevincine de acısına da yabancılaşır.
Bu çözülmenin önüne geçmek, birlik çağrısını hayatın içinde anlamlı kılmayı gerektirir. Hakkı korunan, emeği karşılık bulan, sözü dinlenen insanın yaşadığı ülkeye güveni güçlenir. Haksızlığın karşısında yalnız bırakılan insanın ise aidiyet duygusu yaralanır. Bu nedenle toplumsal dayanışmanın temelinde adalet vardır. Adalet zayıfladığında, kardeşlik üzerine kurulan cümleler de inandırıcılığını kaybeder.
Birlik anlayışımızın farklı düşüncelere de yer açması gerekir. Memleketin geleceği üzerine ayrı görüşler taşıyabilir, yönetim anlayışlarını eleştirebilir, çözümü başka yollarda arayabiliriz. Asıl mesele, bu ayrılıklar içinde birbirimizin hukukunu koruyabilmektir. Kendi görüşümüzü savunurken karşımızdakinin onurunu gözetmek, ortak hayatın sorumluluğudur.
Aldanmak ise bazen duymak istediğimiz sözlere kolayca inanmaktır. Bazen bize sağlanan küçük bir ayrıcalık uğruna büyük bir haksızlığı görmezden gelmektir. Kendi çevremizden geldiğinde yanlışı savunmak, başkasından geldiğinde doğruya sırt çevirmek de muhakememizi zayıflatır. Böylece insan, karşı çıktığı düzenin sürmesine farkında olarak ya da olmayarak katkıda bulunur.
Tarih bilinci burada değer kazanır. Geçmişi bilmek, benzer hataları bugün hangi davranışlarla sürdürdüğümüzü fark edebilmeyi gerektirir. Ataların öğüdünü anmak kolaydır; o öğüdün sorumluluğunu taşımak, gerektiğinde kendi çıkarımızı ve alışkanlıklarımızı sorgulamayı ister.
Vatan sevgisi de bu sorumlulukla somutlaşır. İşini dürüstçe yapanın, kamu malını koruyanın, liyakati gözetenin, bir gencin umuduna sahip çıkanın emeğinde karşılık bulur. Ülkenin geleceği, gündelik hayatta verilen binlerce küçük kararla şekillenir. Her adil karar güveni büyütür, her kayırmacılık, her hoyratlık ve her haksızlık o güvenden bir parça eksiltir.
Bugün derlenip toparlanmaktan anlamamız gereken, ortak geleceğimize karşı daha dikkatli ve daha sorumlu davranmaktır. Kırgınlıkları konuşabilmek, hataları düzeltebilmek ve birbirimizin hakkına sahip çıkabilmek için hala elimizde imkan vardır. Yeter ki günü kurtaran hesaplarla yarını tüketmeyelim.
Taşa kazınan uyarıyı asırlar sonra okumak, bize bir sorumluluk yüklüyor. Gelecek nesillere yalnızca övünecekleri bir geçmiş değil, güvenle yaşayabilecekleri bir ülke bırakmak.
O ülkenin temeli, bugün birbirimize gösterdiğimiz adalet ve verdiğimiz emektir.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 27 Ekim 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)