
KÖŞE YAZISI ¦ İHANET BASİTTİR, SADAKAT NADİRDİR… / 06 Ekim 2026
İnsanın en ağır kırgınlıkları, en çok güvendiği yerden gelir. Düşmandan gelecek kötülüğe hazırlanabilirsiniz. Fakat aynı sofraya oturduğunuz, derdinizi anlattığınız, zor gününde yanında durduğunuz birinin ihaneti sizi hazırlıksız yakalar.
Yalnızca yaşananlara üzülmez, geçmişi de sorgularsınız.
Paylaşılan yılların, verilen emeğin, gösterilen samimiyetin onun için ne ifade ettiğini düşünürsünüz.
Canınızı acıtan, yapılanın ağırlığı kadar, bunu yapanın kim olduğudur.
Hayat, yakınlıkla dostluk arasındaki farkı bazen ağır bir tecrübeyle öğretir.
Yıllarca görüşmek, aynı masada oturmak, birbirine kardeşim demek yeterli değildir. Bir ilişkinin gerçek değeri,çıkarlar çatıştığında, şartlar zorlaştığında ve siz orada yokken gösterilen tavırla ortaya çıkar.
Dostluk, yokluğunuzda hakkınızı koruyabilmektir.
Yüzünüze karşı güzel konuşmak kolaydır.
Asıl mesele, arkanızdan söylenen haksız bir söz karşısında ses çıkarabilmektir.
Verilen sözü, bedeli olduğunda da tutabilmek, menfaat başka bir yönü gösterirken geçmişin hatırını koruyabilmektir.
Sizi yakından tanıyan insan, nereden incineceğinizi bilir.
Gerçek dost bu bilgiyi sizi korumak için taşır.
Hesapçı insan ise anlattığınız derdi, gösterdiğiniz sabrı ve duyduğunuz güveni kendi çıkarı için kullanır.
Siz gönlünüzü açarken onun hesap yaptığını fark etmek, yaşanan kırgınlığı daha da derinleştirir.
Oysa güven, insana sorumluluk yükler.
Emanet edilen sır, başka bir sofranın sohbet malzemesi yapılamaz.
Bir insanın hassasiyeti, anlaşmazlık çıktığında ona karşı kullanılamaz.
Yollar ayrılabilir, düşünceler değişebilir; fakat geçmişte görülen iyiliğin hakkı teslim edilmelidir.
Kırgınken adil kalabilmek, ayrılırken geçmişi inkâr etmemek karakter meselesidir.
Bazıları kendilerine verilen kıymeti zamanla hakları sayar.
Emeğinizi olağan karşılar, fedakârlığınızı göreviniz gibi görürler.
Bir gün yorulup sınır koyduğunuzda ise bütün geçmişi silerler.
Yıllarca gördükleri desteği unutup yalnızca son taleplerinin neden karşılanmadığını konuşurlar.
O zaman insan, kendisine duyulan yakınlığın verebildikleriyle sınırlı olduğunu anlar.
İhanetin bahanesi çoktur. Değişen şartlar, korkular, beklentiler, kişisel hesaplar, Hatta bazen ihanet eden, incittiği kişiyi suçlayarak kendisini haklı çıkarmaya çalışır. Ancak hiçbir gerekçe, güveni kötüye kullanmanın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Sadakat ise bedel ister. Bazen bir imkândan vazgeçmeyi, bazen bir kalabalığa karşı durmayı, bazen de işine gelmeyen bir gerçeği söylemeyi gerektirir.
Yakınlığın imkanlarından yararlanmak isteyen çoktur. sorumluluğunu taşıyan azdır.
Yaşadığımız hayal kırıklıkları bizi kendi değerlerimizden uzaklaştırmasın.
Birilerinin vefasızlığı yüzünden doğruluğumuzdan vazgeçmeyelim.
Ama gördüğümüz gerçeği de yok saymayalım.
İyi niyetimizi koruyarak mesafe koyabilir, affettiğimiz biriyle aynı yakınlığı sürdürmemeyi seçebiliriz.
Gönlü güzel kalmak, her kapıyı açık bırakmayı gerektirmez.
Hayatta bir sırrı koruyan, sözünü tutan, zor gününüzde yanınızda duran insanların sayısı az olabilir.
Onların kıymetini bilmek gerekir. İnsana güvenini yeniden kazandıran, büyük sözlerden çok böyle tutarlı davranışlardır.
Bir sofradan kalkabilirsiniz. Bir dostluğu bitirebilirsiniz. Fakat ayrılmak, size emanet edilenleri kullanma ve gördüğünüz iyilikleri inkar etme hakkı vermez.
Yolların ayrıldığı yerde de bir hatır kalır. İnsanın karakteri, o hatıra nasıl davrandığında belli olur.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 06 Ekim 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)