Siyaset Yazarlar

GÜN GELİR…

GÜN GELİR…

KÖŞE YAZISI ¦ GÜN GELİR… / 24 Ekim 2026

Bir makam boşaldığında yalnızca odanın sahibi değişmez, o kapıda bekleyenlerin niyeti de ortaya çıkar.

Dün söylenen her sözü alkışlayanların, bugün bir selamı esirgemesi, itibar sandığımız ilginin gerçekte kime yöneldiğini gösterir.

Makamın sağladığı yakınlığı dostluk sanmanın bedeli, bazen yıllar sonra anlaşılır.

Gücün bu kadar belirleyici olduğu ilişkilerde, değerlerin de kolayca yer değiştirdiğini görürüz.

Hadsizlik özgüven, çıkarcılık beceri, vefasızlık uyanıklık sayılır.

Emeğiyle yükselenin yolu kesilirken başkasının emeğine basarak yükselenler başarı hikayesi anlatır.
Düzen, yanlış yapanların sayısı kadar, o yanlışlara mazeret üretenlerin çokluğuyla da bozulur.

Oysa insanı tanımak için söylediklerinden önce, eline imkan geçtiğinde yaptıklarına bakmak gerekir.

Kendisine itiraz edenin hakkını koruyor mu?

Artık işinin düşmediği insanlara selam veriyor mu?

Geldiği yere ulaşırken omzuna bastıklarının emeğini hatırlıyor mu?

Bu soruların cevabı, uzun konuşmalardan daha çok şey anlatır.

Bir zamanlar adaletsizlikten yakınırken yetki sahibi olunca aynı haksızlıkları yapanlar, kendi sözlerinin ağırlığı altında kalır.

Çünkü insanın asıl sınavı, şikâyet ettiği düzeni değiştirebilecek güce ulaştığında başlar.
O gücü yalnızca kendisine ve çevresine ayrıcalık sağlamak için kullananın adalet iddiası da inandırıcılığını kaybeder.

Vefasızlığın yarası ise daha derindedir. Aynı sofrayı paylaştığınız, zor gününde yanında durduğunuz birinin sizi unutması, geçmişinizi de sorgulatır. Beklediğiniz bir karşılık değildir çoğu zaman, yaşanmışlığın inkar edilmemesidir.

Onun da emeği vardı diyebilecek kadar hakkaniyet, yokluğunuzda hakkınızı koruyacak kadar dostluktur.

Fakat bazılarına bu kadarı bile ağır gelir. Bulundukları yere yalnızca kendi çabalarıyla geldiklerini anlatırken, yollarını açan insanları hikayelerinden çıkarırlar.

Hatırlamak, teşekkür etmeyi, teşekkür etmek de başkasının hakkını teslim etmeyi gerektirir.

Gün gelir, o kalabalık dağılır. Telefonlar seyrek çalar, kapılar eskisi kadar kolay açılmaz. İnsan, çevresindekilerin ne kadarının kendisiyle, ne kadarının elindeki imkanlarla ilgilendiğini görür. Yine de başkasının yaşayacağı hayal kırıklığını bekleyerek kendi ömrümüzü tüketmemek gerekir.

Hakkımızı aramak, mesafemizi koymak ve huzurumuzu korumak da bizim sorumluluğumuzdur.

Hayatın geçiciliğini anlamak için her şeyi kaybetmeyi beklemeye gerek yok.

Çünkü makamın da alkışın da bir ömrü vardır; insanlara nasıl davrandığımızın hatırası ise bizden sonra da yaşar.
Gün gelir, insanın söyleyecek sözü kalmaz.
O gün, yaşarken yaptıkları konuşur.

–¦—¦—¦–

Musa Özdemir / 24 Ekim 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL