Siyaset Yazarlar

İHANET BASİTTİR, SADAKAT NADİRDİR…

İHANET BASİTTİR, SADAKAT NADİRDİR…

KÖŞE YAZISI ¦ İHANET BASİTTİR, SADAKAT NADİRDİR… / 06 Kasım 2026

İnsanın en ağır kırgınlıkları, en çok güvendiği yerden gelir.
Düşmandan gelecek kötülüğe hazırlanabilirsiniz. Fakat aynı sofraya oturduğunuz, derdinizi anlattığınız, zor gününde elini tuttuğunuz birinin ihaneti, geçmişi de sorgulatır.
Verdiğiniz emeğin, gösterdiğiniz samimiyetin onun gözünde neye karşılık geldiğini düşünürsünüz.

Canınızı acıtan, yapılan kadar, bunu yapanın kim olduğudur.

Hayat insana öğretir. Her yakınlık dostluk değildir. Yıllarca görüşmek, aynı masada oturmak, birbirine kardeşim demek sadakatin güvencesi olmaz. Karakter, çıkarlar çatıştığında, şartlar zorlaştığında ve verilen sözü tutmanın bir bedeli olduğunda ortaya çıkar.

Dostluğun gerçek ölçüsü, yokluğunuzda gösterilen tavırdır.

Sizi övenin, arkanızdan söylenen haksız bir söz karşısında ne yaptığına bakın.

Çıkarına ters düştüğünde de sözünü tutabiliyor mu?

Sizden bir beklentisi kalmadığında yanınızda durabiliyor mu?

Bu soruların cevabı, yıllarca söylenen güzel sözlerden daha çok şey anlatır.

Sizi yakından tanıyan insan, nereden incineceğinizi bilir. Gerçek dost bu bilgiyi korur; hesapçı insan ise fırsatını bulduğunda kullanır.
Siz gönlünüzü açmışsınızdır, o, günü geldiğinde aleyhinize kullanacağı bilgileri biriktirmiştir.

Bunun adı güvene ihanettir.

Emanet edilen sır, başka bir sofranın sohbet malzemesi yapılamaz. Bir insanın hassasiyetleri, anlaşmazlık çıktığında silaha çevrilemez. Yollar ayrılabilir, dostluk bitebilir. Fakat ayrılık, geçmişi karalama ve görülen iyilikleri inkâr etme hakkı vermez.

Kırgınken adil kalamayanın, dostken söylediği büyük sözlerin de ağırlığı kalmaz.

Bazıları kendilerine verilen kıymeti hakları, gösterdiğiniz fedakarlığı göreviniz sayar. Bir gün yorulup sınır koyduğunuzda yılların emeğini tek kalemde silerler. Gördükleri onca desteği anmaz, karşılanmayan son taleplerini herkese anlatırlar.

O zaman anlarsınız; Size duydukları yakınlık, sağladığınız imkan kadarmış.

İhanet edenin bahanesi eksik olmaz. Şartları, korkularını, beklentilerini öne sürer, bazen de incittiği kişiyi suçlayarak kendisini haklı çıkarmaya çalışır.
Oysa hiçbir bahane, insanı yaptığı tercihin sorumluluğundan kurtarmaz. İyiliği inkâr etmek de güveni çiğnemek de bir tercihtir.

Sadakat ise bedel ister. Menfaatine dokunduğunda hakkı gözetmeyi, kalabalığın karşısında doğruyu söylemeyi, zor zamanda sözünün arkasında durmayı gerektirir. Yakınlığın nimetlerinden yararlanmak isteyen çoktur, sorumluluğunu taşıyan azdır.

Yaşadıklarımız bizi kendi değerlerimizden uzaklaştırmasın. Fakat iyi niyetimiz, aynı insana bizi yeniden incitme fırsatı vermenin gerekçesi de olmasın. Affetmek mümkündür,yeniden güvenmek, tutarlı davranışlarla hak edilmelidir.

Bir sofradan kalkabilirsiniz. Ancak o sofranın hatırını çiğneyerek kendinizi haklı çıkaramazsınız.
Yollar ayrıldığında gösterdiğiniz tavır, birlikteyken söylediğiniz bütün sözlerin değerini belirler.

İhanet, önce ihanete uğrayanın canını yakar, ardından ihanet edenin sözüne duyulan güveni bitirir. Kaybedilen her yakınlık bir eksiklik değildir. Bazen insan, kime güvenmemesi gerektiğini öğrenerek yoluna daha sağlam devam eder.

–¦—¦—¦–

Musa Özdemir / 06 Kasım 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL