BİR DÖNEMİN PERDE ARKASI ÖZAL VE TAHRİBATIN ADI…

BİR DÖNEMİN PERDE ARKASI ÖZAL VE TAHRİBATIN ADI…

KÖŞE YAZISI ¦ BİR DÖNEMİN PERDE ARKASI ÖZAL VE TAHRİBATIN ADI… / 20 Nisan 2026

Türkiye’nin yakın tarihi, bazen öyle dönemlerden geçmiştir ki;
üzerinden yıllar geçse de bıraktığı iz silinmez,
hesabı kapanmaz,
bedeli nesiller boyu ödenir.

Turgut Özal dönemi,
Tam da böyle bir kırılmanın, hatta bir çözülmenin adıdır.

12 Eylül’ün kanlı darbesi sadece siyaseti ezmedi,
aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik ve toplumsal yönünü de yeniden dizayn etti.

İşte Özal, bu dizaynın en kritik aktörlerinden biri olarak sahneye çıktı.

Adına reform denildi,
Çağ atlama denildi,
dünya ile entegrasyon denildi,
Ama gerçekte olan şuydu.

Türkiye, kendi ayakları üzerinde duran bir üretim modelinden koparıldı,
tüketime ve dışa bağımlılığa dayalı kırılgan bir yapının içine sürüklendi.

Devletin yıllarca emekle kurduğu kurumlar,
milletin alın teriyle yükselen fabrikalar, tersaneler, tesisler,
Özelleştirme”adı altında adeta peşkeş çekildi.

Bu bir tercih değil,
bir yönlendirmeydi.
Ve bu yönlendirme, Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını tartışmalı hale getirdi.

O yılların vitrinine bakıldığında;
bankerler, hayali zenginlikler, naylon faturalar,
bir gecede köşe dönen tipler,
Toplumun değerleri aşındı.

Emek geri plana itildi,
köşe dönmek meziyet haline getirildi.
Adalet duygusu yara aldı.
Çalışanın değil, fırsatını bulanın kazandığı bir düzen kuruldu.

Terör meselesi ise bu dönemin en karanlık başlıklarından biri olarak hafızalara kazındı.

PKK’nın sahaya indiği, eylemlerini artırdığı,
devlet otoritesinin ciddi şekilde test edildiği bir süreçte,
gösterilen zafiyetin bedelini bu millet çok ağır ödedi.
Sınırlar delindi, dengeler sarsıldı,
yanlış okunan bölgesel gelişmeler Türkiye’yi yıllarca sürecek bir güvenlik sarmalının içine itti.

O günün hataları,
yarının acılarına dönüştü.
Bir diğer mesele ise devlet ile çeşitli yapıların arasındaki çizginin silikleşmesidir.

Siyasetin, inanç üzerinden şekillenen yapılarla kurduğu mesafe,
O dönemde ciddi şekilde tartışmalı hale geldi.

Devletin tarafsızlığı zedelendiğinde,
bedelini her zaman millet öder.

Ve bu süreç, ilerleyen yıllarda çok daha büyük sorunların zeminini hazırladı.

Bugün geriye dönüp baktığımızda;
karşımızda sadece bir lider değil,
bir dönemin bütün sonuçları duruyor.

Ve o sonuçlar şunu açıkça gösteriyor.

Yanlış temeller üzerine kurulan her düzen,
ilk başta parlayabilir.
Ama sonunda mutlaka çöker ve altında bir milleti bırakır.

Turgut Özal dönemi;
süslenmiş cümlelerle anlatılacak bir “başarı hikâyesi” değil,
bedeli ağır ödenmiş bir kırılmanın adıdır.

Ve bu kırılma,
Türkiye’nin hafızasında hâlâ kapanmamış bir hesap olarak durmaktadır.

–¦—¦—¦–

Musa Özdemir / 20 Nisan 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL