
KÖŞE YAZISI ¦ Narsistin En Büyük Silahı, Gerçeği Değil, Algıyı Yönetmektir / 27 Temmuz 2026
Narsistik eğilimler taşıyan insanların en belirgin özelliklerinden biri, yaptıklarıyla yüzleşmekten kaçınmalarıdır. Çünkü yüzleşmek, hata kabul etmeyi; hata kabul etmek ise yıllarca özenle inşa ettikleri kusursuzluk imajının çatlamasını gerektirir.
Bu nedenle konuşmayı hiçbir zaman kendi davranışları üzerinden yürütmezler. Konuyu ustalıkla sizin verdiğiniz tepkiye çevirirler. Size yaşattıkları kırgınlık, haksızlık ya da saygısızlık ikinci plana itilir; öfkeniz, sessizliğiniz ya da itirazınız ise asıl tartışma konusu hâline getirilir.
Algı yönetimi, narsistik kişilik örüntüsünün en sık başvurduğu yöntemlerden biridir.
Önce incitirler, sonra
Neden bu kadar büyüttün?
diye sorarlar. Önce huzuru bozarlar, ardından kendilerini mağdur ilan ederler. Böylece gerçekle yüzleşmek yerine, gerçeğin üzerini örtecek yeni bir hikâye üretirler.
Aşırı benmerkezcilik, kibir, sürekli haklı olma ihtiyacı, eleştiriye tahammülsüzlük ve bitmek bilmeyen takdir beklentisi, bu davranışların en belirgin yansımalarıdır. Başarıyı kendilerine mal eder, başarısızlığın sorumluluğunu ise daima başkalarına yüklerler. Öz eleştiri yapmak yerine suçlu aramayı tercih ederler.
Hayatlarına bakıldığında çoğu zaman büyük iddialarla başlanmış ama yarım bırakılmış işler görülür. Çünkü istikrar emek ister, sabır ister, sorumluluk ister. Alkış bittiğinde mücadele etmek zor gelir. Bu yüzden birçok hedef, daha tamamlanmadan yeni bir hedefin gölgesinde kaybolur.
Güven duyguları zayıftır. Herkesten şüphe eder, herkesi kendisi gibi hesap yapan insanlar zanneder. Bu yüzden huzursuzluk onların en yakın arkadaşıdır.
Sağlıklı ilişkiler kurmakta zorlanırlar, çevrelerindeki insanlar zamanla yorulur, uzaklaşır ve en sonunda yalnız bıraktıkları insanların suçlusu olarak yine başkalarını gösterirler.
Elbette bu tür davranışlar, tek başına bir kişiye ruhsal bir tanı koymak için yeterli değildir.
Bir insanın psikiyatrik değerlendirmesi ancak uzmanlar tarafından yapılabilir.
Ancak hayatın içinde sıkça karşılaşılan bu davranış kalıpları, ilişkileri yıpratan ve insanların ruhunu tüketen bir gerçeği de gözler önüne sermektedir.
En büyük yanılgıları ise şudur.
Gerçeği değiştirdiklerini zannederler.
Oysa değiştirdikleri yalnızca anlatılan hikâyedir.
Hakikat ise er ya da geç bütün maskeleri düşürür. İnsanları bir süre etkileyebilirsiniz, algılar oluşturabilirsiniz, roller oynayabilirsiniz, fakat karakterin bıraktığı iz, kurulan bütün senaryolardan daha kalıcıdır.
Çünkü insanı ele veren dili değil, tekrar eden davranışlarıdır.
Zaman, kimin samimi, kimin sahici, kimin ise sadece kusursuz görünmeye çalıştığını mutlaka ortaya çıkarır.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 27 Temmuz 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)