
KÖŞE YAZISI ¦ İNSANIN EN BÜYÜK JÜRİSİ VİCDANIDIR / 23 Ekim 2026
Bir insanı kalabalıklar mahkûm edebilir.
Ancak kalabalık olmak, haklı olmanın güvencesi değildir. Bazen tek bir kişinin itirazı, yüzlerce kişinin alkışından daha fazla hakikat taşır.
Bu yüzden insan, etrafında kaç kişinin durduğundan önce, kendisinin neyin yanında durduğuna bakmalıdır.
Sokrates’in yargılanmasından bugüne uzanan ahlak tartışması, bizi hala aynı soruyla yüzleştiriyor.
Bedel ödemek pahasına doğru kalabiliyor muyuz?
Dürüstlükten söz etmek kolaydır.
Zor olan, çıkarımızla vicdanımız karşı karşıya geldiğinde verdiğimiz karardır.
Bilgelik de tam burada anlam kazanır. İnsan, bilgisinin sınırlarını görebildiği ölçüde öğrenmeye açıktır.
Her şeyi bildiğini sanan ise zamanla yanılabileceğini unutur. Bu anlayış makamla ve yetkiyle birleştiğinde, yapılan hataların bedelini toplum öder. Liyakat bu nedenle bir tercih meselesi olarak görülemez, insanların hayatını, hakkını ve geleceğini doğrudan ilgilendirir.
Ne var ki hayatın terazisi her zaman gözümüzün önünde doğru tartmıyor.
Dürüst insanlar geçim derdiyle uğraşırken, başkasının emeğinden ve hakkından beslenenlerin rahat içinde yaşadığını görüyoruz. Daha acısı, bu rahatlığın başarı sayılması, hakkını gözeterek yaşayan insana ise işini bilmeyen biriymiş gibi bakılmasıdır.
Bir toplum, ahlaksızlığı beceri olarak alkışlamaya başladığında kendi adalet duygusunu da aşındırır.
İnsan ilişkilerindeki hayal kırıklıklarının kaynağında da benzer bir çürüme var.
Her güler yüzü dostluk, her güzel sözü samimiyet sanıyoruz. Oysa insanın karakteri, biz yanındayken söyledikleri kadar, arkasını döndüğümüzde yaptıklarıyla anlaşılır. Vefa, menfaat sona erdiğinde de hatırı koruyabilmektir.
Yine de gördüğümüz kötülükler, kendi yanlışlarımıza gerekçe olamaz.
Herkes böyle yapıyor sözüyle susturduğumuz vicdanımız, bir gün en beklemediğimiz anda yeniden konuşur. O zaman ne kalabalıkların alkışı ne de kazanılan makamlar insanın içindeki hesabı kapatmaya yeter.
Ömür geçer, imkanlar el değiştirir, alkışlar diner. Geriye dokunduğumuz hayatlar, koruduğumuz haklar ve ardımızda bıraktığımız iz kalır.
Öyle yaşayalım ki günün sonunda kendimizi savunmak için başkalarının kusurlarına sığınmak zorunda kalmayalım.
Çünkü insanın en büyük jürisi, susturamadığı vicdanıdır.
–¦—¦—¦–
Musa Özdemir / 23 Ekim 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)