Siyaset Yazarlar

HARAMZADENİN PARTİSİ OLMAZ!

HARAMZADENİN PARTİSİ OLMAZ!

KÖŞE YAZISI ¦ HARAMZADENİN PARTİSİ OLMAZ! / 06 Kasım 2026

Sağımıza bakıyoruz yolsuzluk,
Solumuza dönüyoruz rüşvet iddiaları…
Önümüz fon skandalları, Arkamız çıkar ilişkileri…

Memleketin dört bir yanında milyonlarca insan geçim mücadelesi verirken, birileri makamı, siyaseti ve devletin imkanlarını şahsi menfaatlerine dönüştürmenin peşinde.

Artık üst üste yapılan yanlışların savunulacak tarafı kalmadı.
Her skandalı örtbas etmeye çalışmak, her yanlışı siyasi sadakat adına savunmak bu millete yapılabilecek en büyük kötülüklerden biridir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın işi gerçekten zor. Zira bir lideri en fazla yoran, karşısındaki muhalefet değil, kendi çevresinde yapılan yanlışların yüküdür. Siyasette sadakat, yanlış yapanı korumak değil, gerektiğinde yanlışın karşısında durabilmektir.

Muhalefete bakıyorsunuz, orada da manzara farklı değil. Rüşvet, yolsuzluk ve çıkar ilişkisi iddialarıyla gündeme gelenlerin millete dürüstlük dersi vermeye kalkışması başlı başına bir çelişki.

Haramın partisi, hırsızlığın ideolojisi, rüşvetin siyasi kimliği olmaz,

Elbette suçun tespiti yargının görevidir.
Ancak siyasetin de ahlaki sorumluluğu vardır.
Hiç kimse siyasi kimliğini, makamını veya nüfuzunu hesap vermekten kaçmanın kalkanı haline getiremez.

Daha da vahimi, dün birbirini yolsuzlukla suçlayanların bugün kendi çevrelerindeki iddialar karşısında sessizliğe bürünmesidir. İşine gelince adalet isteyen, işine gelmeyince susan bir anlayışın bu ülkeye verebileceği hiçbir ahlak dersi yoktur.

Bugün asıl tehlike ekonomik sıkıntılardan daha derindir. Ahlaki çürümenin sıradanlaşması, utanma duygusunun kaybolması ve milletin vicdanının yaralanmasıdır.
Bir toplumda dürüst insanlar geçim sıkıntısıyla boğuşurken, haksız kazanç sahipleri itibar görüyorsa orada yalnızca ekonomi değil, adalet duygusu da çökmeye başlamış demektir.

Tam da burada Fecr Suresi’nin 6. ayeti geliyor aklıma;

“Rabbinin Ad kavmine ne yaptığını görmedin mi?”

Devamındaki ayetlerde güçlerine, servetlerine ve ihtişamlarına güvenerek azgınlaşan toplumların akıbeti hatırlatılır.

Bu ilahi uyarıdan herkesin çıkaracağı bir ders vardır.

Makamlar geçicidir, servetler tükenir, saltanatlar sona erer. Hiç kimse kendisini hukukun, milletin vicdanının ve ilahi adaletin üzerinde göremez.

Devlet kimsenin çiftliği, milletin hazinesi kimsenin şahsi kasası değildir.

Bu millet, kendisinden fedakarlık bekleyenlerin önce kendi hayatlarında dürüstlüğü, adaleti ve ahlakı göstermesini istiyor.
Milletin sofrasındaki ekmek küçülürken birilerinin servetine servet katması, hangi siyasi gerekçeyle açıklanırsa açıklansın, vicdanlarda karşılık bulmaz.

Bugün mesele iktidar ya da muhalefet meselesi olmaktan çıkmıştır.
Mesele ahlak, vicdan, adalet ve memleket meselesidir.

Milletin hakkını yiyenlerin değil, milletin hakkını koruyanların yanında durmak zorundayız.

Zira tarih bize defalarca göstermiştir:

Haramla kurulan düzenin, adaletsizlikle sürdürülen saltanatın sonu er ya da geç hüsrandır.

–¦—¦—¦–

Musa Özdemir / 06 Kasım 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL