
KÖŞE YAZISI ♦ Bir Türkünün Ardındaki Hikâye Oy Asiye… / 17 Mart 2026
Anadolu’nun her türküsünde bir hayat saklıdır.
Bazen bir sevdanın en masum hâli, bazen bir ayrılığın en derin acısı,
Türküler, bu toprakların suskun kalmış hikâyelerini dile getirir.
İşte Oy Asiye (Ağasar’ın Balı) türküsü de Karadeniz’in dağları arasında doğmuş, gerçek bir aşkın ve büyük bir hüznün izini taşıyan türkülerden biridir.
Bu türkü, Giresun’un Görele yöresine ait olup kökleri 19. yüzyılın sonlarına, yaklaşık 1895 yılına uzanan bir hikâyeye dayanır.
Rivayete göre Nazif, güzelliğiyle dillere düşen Asiye’ye büyük bir sevdayla bağlıdır. Karadeniz’in sisli dağlarında büyüyen bu sevda, sade ama derindir.
Ancak o yıllarda Anadolu’nun pek çok yerinde olduğu gibi sevdanın kaderi çoğu zaman gençlerin değil, büyüklerin kararına bağlıdır.
Ve gün gelir,
Asiye başka biriyle evlendirilir.
İşte o an, bir gencin kalbinde kopan fırtına, zamanla türküye dönüşür.
Nazif’in yüreğindeki sızı söz olur, ezgi olur ve Karadeniz yaylalarında yankılanan bir ağıda dönüşür.
Çepni Türkmen kültürünün izlerini taşıyan bu türkü, yalnızca bir sevdanın değil; aynı zamanda geleneklerin, kaderin ve insanın içindeki çaresizliğin de hikâyesidir.
Türküler aslında Anadolu’nun en samimi tarihidir.
Çünkü tarih kitapları savaşları ve hükümdarları anlatır, ama türküler insanların kalbini, acısını ve sevdasını anlatır.
Bir türkünün içinde bazen bir köyün hikâyesi, bazen de bir ömrün kırık dökük hatıraları saklıdır.
“Oy Asiye” türküsü de işte böyle bir hikâyenin sesidir. Bir gencin kalbinde başlayan, Karadeniz’in rüzgârına karışan ve yıllar geçse de unutulmayan bir sevdanın yankısı,
Ve bize bir gerçeği hatırlatır.
Bazı aşklar yaşanamaz
Ama türkü olarak yaşamaya devam eder.
–♦—♦—♦–
Musa Özdemir / 17 Mart 2026
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)