Siyaset Yazarlar

İFTİRANIN BİTTİĞİ YERDE HAKİKAT KONUŞUR

İFTİRANIN BİTTİĞİ YERDE HAKİKAT KONUŞUR

KÖŞE YAZISI ¦ İFTİRANIN BİTTİĞİ YERDE HAKİKAT KONUŞUR / 12 Ağustos 2026

İnsanın sicili de meşrebi de bozuksa, dünyayı kendi aynasından görür.
Kendi yaptığını başkasından bilir, kendi hesabını başkasına yükler, kendi karanlığını örtmek için de iftiraya sarılır.

Ancak bir gerçek var ki;

Çamur atarak temiz kalamazsınız.
İftirayla hakikati değiştiremezsiniz.
Sadece kim olduğunuzu biraz daha görünür hâle getirirsiniz.

Sen çok iyi biliyorsun…

Aylar önce bana, “Şu parayı ödettir, sana da 250 bin vereceğim” dediğinde o teklifi elimin tersiyle ittim. Beni satın alamayacağını o gün öğrendin.
Bugün hala hazmedemediğin mesele belki de tam olarak budur.

Üstelik bu ilk de değildi.

Geçmişte devletin malı olan kıymetli bir yerin düşük bedelle el değiştirmesi gündeme geldiğinde, gazetecilik sorumluluğumuz gereği konuyu kamuoyuna taşıdık.
Dönemin Tokat Valisi Numan Hatipoğlu sürece müdahale etti ve iptal etti.

Böylece kamu malının düşük bedelle elden çıkmasının önüne geçildi.
Aradan yaklaşık dokuz ay geçtiğinde aynı yerin yaklaşık üç katı bedelle değerlendirilmesi, o gün neden soru sorduğumuzu da ortaya koydu.

O gün de birtakım teklifleri elimin tersiyle ittim.

Demek ki sen unutmamışsın.

Ben de unutturmayacağım.

Belli ki geçmişte devlet malıyla ilgili yazdıklarımız, bugün hâlâ birilerinin hafızasında.
Gazetecinin görevi zaten budur.
Kamu malını, kamu hakkını ve kamu zararını sorgulamak.
Kimin hoşuna gidip gitmediğine bakmadan soruyu sormak.

Şimdi birileriyle girdiğin iddia edilen çıkar ilişkileri sorgulanmasın, birtakım ilişkiler ve hesaplar kamuoyunun gündemine gelmesin diye bana iftira atmayı tercih ediyorsan, yanlış kapıyı çaldın.

Bu saatten sonra hatır bitmiştir.

Bugüne kadar sustum.
Hatır bildim.Bazı şeyleri gördüm, duydum, bildim, yine de insanlık adına mesafe koyup sustum.

Ancak suskunluğumu korku, nezaketimi acizlik, hatır gözetmemi geri adım sananlara bundan sonra anlatacak olan ben değil, gerçeklerdir.

Bir meseleyi de herkesin anlayacağı kadar açık ifade edeyim:

Ben bir yazı yazarsam kendi adımla yazarım.
Tetikçi kullanmam.
Başkasının kalemine saklanmam.
Başkasının omzundan ateş etmem.

Bunu bu şehirde beni tanıyan herkes bilir.

Söyleyecek sözüm varsa çıkar söylerim.
Yazacak sözüm varsa altına Musa Özdemir diye imzamı atarım.

Benim adıma konuşacak figüranlara, perde arkasında senaryo yazacak insanlara ihtiyacım olmadı.

Bir hususu da özellikle düzelteyim:

Bana bu tehdidi yapan bir gazeteci değil, bir iş adamıdır.

Dolayısıyla meseleyi gazeteciler arasındaki kişisel bir tartışma gibi göstermeye kimse kalkmasın.
Buradaki mesele, geçmişte kamu malıyla ilgili soru soran bir gazeteciye bugün yöneltilen sözler ve iddialardır.

Sen herhâlde gazeteciliği başka bir şey zannediyorsun.

Gazeteci emir eri değildir.
Gazeteci tetikçi değildir.
Gazeteci güç sahiplerinin hoşuna gidecek cümleleri dizmekle görevli hiç değildir.

Gazeteci kamuoyu adına soru sorandır.

Merak eder.
Araştırır.
Sorgular.
Yanıt arar.
Bilgiyi doğrular ve kamuoyuna aktarır.

Gazeteci mağdurun sesini duyurur.
Kamu adına hesap sorar.
Kimsenin sormadığı soruyu sorar, görünmesi istenmeyeni araştırır.

Gazeteci bir anlamda vakanüvistir.
Yaşananı kayıt altına alır ve tarihe not düşer.
Meydanda da oradadır, sokakta da… Polis müdahale ederken de, gösterici taş atarken de… Kim haklı görünüyor diye değil, ne yaşanıyor diye bakar.

Gazeteci araç değil, aracıdır.

Devletine, milletine, vatanına ve bayrağına bağlılığı; yanlış karşısında susmasını değil, kamu yararını ve hakikati savunmasını gerektirir.

Gazeteciliği, “Benden yana yazıyorsa gazeteci, beni sorguluyorsa düşman” anlayışına indirgeyenlerin sorunu gazeteciyle değil, sorgulanmakla ve hakikatle yüzleşmekledir.

Dolayısıyla bana gazetecilik dersi vermeye kalkmadan önce gazeteciliğin ne olduğunu öğrenmen gerekir.

“Hadi şimdi seni göreyim” diyorsan, göreceksin.

Elimden geleni yapacağım. Ancak senin gibi istihbaratçılık oynamayacağım.
Perde arkasında senaryo kurmayacağım.
İnsanlara iftira atmayacağım.

Soracağım.
Araştıracağım.
Doğrulayacağım.
Belgesi olanı belgeyle ortaya koyacağım.

Gerekiyorsa hukukun bana tanıdığı bütün hakları sonuna kadar kullanacağım.

Kim ne söylediyse sözünün, kim ne yaptıysa yaptığının, kim iftira attıysa iftirasının sorumluluğunu taşıyacak.

Bundan sonrası şahsi öfke meselesi değildir.

Bundan sonrası hakikat, hukuk ve hesap meselesidir.

Hiç kimsenin seviyesine inmeye niyetim yok.
Ancak hiç kimsenin de ismimizi kirletmesine, emeğimizi itibarsızlaştırmasına ve kendi hesabını kapatmak için bizi hedef tahtasına koymasına izin vermeyeceğiz.

Hatır bitti.Şimdi söz sırası hakikatte.

Geçmişte kamu malı konusunda nasıl susturulamadıysak, bugün de iftirayla susturulmayacağız.

O gün teklifleri elimin tersiyle ittim.
Bugün de aynı yerde duruyorum.

Sen unutmamışsın.
Merak etme, ben de unutturmayacağım.

Hakikat ortaya çıktığında kimin gazeteci, kimin tetikçi, kimin kamu yararının, kimin kendi çıkarının peşinde olduğunu kamuoyu zaten görecektir.

–¦—¦—¦–

Musa Özdemir / 12 Ağustos 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL