Siyaset Yazarlar

BİR SOYADINA SIĞAN VATAN; MARTONALTI

BİR SOYADINA SIĞAN VATAN; MARTONALTI

KÖŞE YAZISI ¦ BİR SOYADINA SIĞAN VATAN; MARTONALTI / 01 Ekim 2026

Bazı soyadları yalnızca bir aileyi anlatmaz,bir milletin en zor günlerinde gösterilen cesareti de taşır.

Martonaltı böyle bir soyadıdır.

Arkasında işgal altındaki İstanbul, Ankara’ya uzanan bir telgraf hattı ve tehlikeye rağmen görevini sürdüren bir insan vardır.

Manastırlı Hamdi Bey;

16 Mart 1920…
İngiliz askerleri Şehzadebaşı’ndaki karakolu basarken İstanbul, işgalin acı gerçeğiyle yüzleşiyordu.
O saatlerde Hamdi Bey, yaşananları telgrafla Mustafa Kemal Paşa’ya ulaştırdı. Haberleşmenin kesilebileceği, her an yakalanabileceği bir ortamda telgrafın başından ayrılmadı. Ankara’nın gelişmelerden haberdar olmasını sağladı.

Bir telgraf memurunun sorumluluk duygusu, o gün Millî Mücadele için hayati bir hizmete dönüştü.

Tarih, bazen tam da böyle anlarda yazılır. İnsan, korkusuyla vicdanı arasında bir tercih yapar. Hamdi Bey’in tercihi, milletinin yanında durmaktı.

Daha sonra Ankara’ya geldi, Millî Mücadele’nin haberleşmesinde görev aldı. Batı Cephesi’nde cephe ile Ankara arasındaki iletişime emek verdi. Hizmetleri İstiklal Madalyası’yla onurlandırıldı.

Mustafa Kemal Atatürk, 1927’de Nutuk’ta onun cesaretini ve hizmetini anlatarak kendisine duyduğu minnettarlığı kayda geçirdi. Soyadı Kanunu’nun ardından verilen “Martonaltı” soyadı ise o tarihî günün hatırasını ömrü boyunca taşımasını sağladı.

Böylece bir tarih, bir insanın adına işlendi.

Ancak kahramanlıkla dolu bir hayatın son yılları her zaman huzur içinde geçmiyor.

Konya’ya yerleşen Hamdi Bey’in ilerleyen yıllarda sağlığı bozuldu. Kızının aktarılan hatıralarında, azalan emekli aylığıyla geçinmeye çalışan bir aile ve hastalıkla ağırlaşan hayat şartları anlatılır. Hamdi Bey çalışamayacak durumdayken, Vali Cemal Bardakçı’nın desteğiyle eşi Nesibe Hanım’a nüfus memurluğu görevi verildi. İstanbul’daki tedavi dönemleri de aile için ayrılık ve kaygı demekti.

Vatanın en zor gününde görevini tereddütsüz yapan insanların, kendi zor günlerinde geçim kaygısıyla mücadele etmesi bize ne söylüyor?

Bu soru, vefanın ne kadar somut bir sorumluluk olduğunu hatırlatıyor.
Bir madalya, verilen hizmetin değerini kayda geçirir. O hizmeti veren insanın hastalığıyla, ailesiyle ve geçimiyle ilgilenmek de aynı minnettarlığın gereğidir.

Hamdi Bey, 9 Aralık 1945’te Konya’da vefat etti. Kabri Musalla Mezarlığı’ndadır. Ardında Millî Mücadele’ye adanmış bir emek ve ailesinin hafızasında yaşayan mütevazı bir insanın hatırası kaldı.

Bugün onun hikâyesini öğrenirken vatan sevgisinin nasıl yaşandığını da görüyoruz. Görevinin başında durarak, tehlike karşısında sorumluluk alarak, kimsenin görmediği saatlerde elinden geleni yaparak…

Bu ülkenin bağımsızlığında, cephede savaşanlarla birlikte telgrafın başında nöbet tutanların, haber taşıyanların ve adı az duyulan nice insanın emeği vardır.

O emeği hatırlamak, geçmişe duyduğumuz saygıyı bugünün vicdanına taşımaktır.

“Martonaltı” soyadını her okuduğumuzda, bir milletin kaderine dokunan o telgrafçıyı da hatırlayalım.

Hamdi Bey, vatanın haberini Ankara’ya yetiştirdi. Biz de onun hatırasını gelecek kuşaklara yetiştirmekle yükümlüyüz.

–¦—¦—¦–

Musa Özdemir / 01 Ekim 2026

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL